Sıkça Sorulan Sorular

“Aslında “Bütüncül Yönetim” dediğimiz şey, herhangi bir konuda kararlar alırken dünyayı bir bütün olarak ele alıp kararımızın olası sonuçlarını da göz önünde bulundurarak hareket etmemizi söyleyen bir düşünce biçimi, yöntem. Bu yöntemi kişisel hayatımızda, ilişkilerimizde ve doğa ile ilgili faaliyetlerimizde uygulayabiliriz. Sizin Anadolu Meraları olarak yaptığınız veya Savory’nin çölleşmeye karşı yaptıkları da doğayı hayvanlar, insanlar, insanların ekonomik faaliyetleri ve kültürlerini göz önüne alarak ele alıp herkese uygun bir çözüm üretmek. Doğru anlamış mıyım?”


Doğru, evet. Çözüm tek değil, onu belirtmek isteriz. Bütüncül Yönetim bir ‘niyet’ veya ‘bakış açısı’ değil safi, öyle olsa eğitimini vermemize gerek kalmazdı, vaaz ederdik, olur biterdi =) Bütüncül Yönetim, karmaşıklığı (complexity) aynı anda hem ekolojik, hem ekonomik, hem de toplumsal kazanım/onarım yaratmak için idare edebilmemizi sağlayan bir algoritma aslında. Karmaşık sistemlerin (tarım, ekonomi, ekosistemler, bireysel hayat, eğitim sistemi, vb.) idaresi zordur. Karmaşık sistemleri, karışık (complicated) yapıları (araba, gemi, kaldıraç, bilgisayar programı) inşa ve idare etmeye çalıştığımız şekilde (yani indirgemeci bir metodolojiyle) ele aldığımız için tüm bu sorunlarla boğuşuyoruz. Bütüncül Yönetim, başta ekosistemlerin idaresi ve tarım olmak üzere bu gibi karmaşık sistemleri doğru ve ‘bütüncül’ şekilde idare edebilmemiz için gereken algoritmayı, karar alma mekanizmalarını, planlama süreçlerini ve diğer teknik (çokça biyolojik) bilgileri içeriyor.




“Atmosferdeki fazla karbonu onarıcı bir süreçle toprağa gömmek” ten kasıt bir bölgedeki bitkilerin (dolayısıyla fotosentezin) artarak atmosferden daha fazla karbon alması mıdır? Bugüne kadar hep en büyük karbon yutaklarının ormanlar olduğunu sanıyordum, bozkır ve otların ormanlardan daha fazla karbon tutmasının sebebi nedir?”


Bitkileri birer güneş paneli olarak düşünelim. Güneş ışığını gıdaya çevirirler, ve bunu yaparken aldıkları karbondioksitin (carbon uptake denir buna) önemli bir kısmını, bir çok sürece ve etmene bağlı olarak topraktaki mikrobiyolojik organizmaları beslemek için toprağa gömerler. Ve bu bitkiler, özellikle kırılgan (brittle) alanlarda büyük sürüler halinde dolaşan otçul hayvanlarla (daha az kırılgan ekosistemlerde ise daha ufak sürüler…) beraber evrim geçirmişlerdir, hayat döngüleri milyonlarca yıl devam eden otçul hayvan göçlerine bağlıdır. Tarım, bu döngüyü kırdı, biz Bütüncül Yönetim’le ve özellikle de Bütüncül Planlı Otlatma’yla bu döngüyü yeniden tesis ediyoruz. Ormanlar konusu da şöyle: 1) Dünyanın karasal alanlarının sadece bir kısmı ‘orman’ ekosistemi olmaya müsaittir, bunun da en büyük belirleyicisi kırılganlık skalasıdır. Dünyanın önemli bir kısmı ise (karasal alanların yaklaşık yarısı) bozkır ve otlak ekosistemidir. Bu yerlerde orman yaratmaya çalışmak beyhude, çok pahalı ve gereksiz. 2) Ağaçların temel karbon yutağı, gövdeleri ve dallarıdır. Otlaklarda ise her sene (hatta yerine göre senede 3-4 defa, hatta 10-12 defaya kadar) yaşanan bir büyüme-yenme/ezilme-yeniden büyüme süreci var. Bu sürecin her sağlıklı işleyişi, otlakların toprağın altında karbon gömmesini sağlar, toprağın içindeki organik maddeyi arttıran da budur. Bu toprak altı karbon gömme oranları, sağlıklı bozkırlarda (büyüme-yenme/ezilme-yeniden büyüme döngüsünün yıl içinde daha fazla sayıda olabilmesi sayesinde) çok yüksektir ve daha hızlı tesis edilebilir.




“Anadolu Meraları olarak Biga’da ne kadar büyüklükte bir araziniz ve kaç tane hayvanınız var? Bu arazide tam olarak ne yapıyorsunuz? İlk günden bu yana toprakta, hayvanlarda ve bölgedeki diğer insanların size olan tavırlarında ne gibi değişimler oldu?”


2015 itibariyla toplam 200 dönüm arazide uyguluyoruz, ilk sene 45 dönüm kadardı. İlk sene 18 koyunla başladık, şu anda 40, yakında 100 civarına çıkacak. Neler yaptığımızı anlatmamız çok uzun sürer ve anlaşılması zor olabilir, ama çok kısıtlı finansal kaynaklar ve giderlerle, yüksek verimli bir hayvancılık yapabiliyoruz; bir yandan da arazide olumlu yönde ciddi değişimler var. Topraktaki karbon oranını da ölçüyoruz, bir sonraki ölçüm elimize ulaştığında (2015 sonu) yıllık ne kadar karbon gömdüğümüzü söyleyebileceğiz net olarak. Hayvanların keyfi çok iyi, davranış modelleri de olumlu yönde değişiyor (ki bunu çiftçiler bile namümkün zanneder genelde). İnsanlar da saygı duyuyor yaptığımız işe, merakla izliyorlar, bazı kısımlarını kendileri de uygulamaya başlıyorlar bile! Not: Anadolu Meraları uygulama arazisi, ekibin proje ve çalışma alanlarındaki yoğunluğu nedeniyle 2019 Nisan ayında aldığımız kararla 2019 Kasım ayında geçici olarak durduruldu. Mevcut ve yeni uygulama arazileri ise hazırlık aşamasında.




Savory Enstitüsünün Türkiye gözesi oldunuz. “göze olmak” tam olarak nedir? Türkiye temsilciliği olarak tanımlayabileceğimiz bir şey mi yoksa daha geniş bir kapsamı mı var? “Göze olma” süreci nasıl işliyor?


Biz ilk dönem göze olduk, ilklerdeniz yani =) Göze kelimesi, ingilizce hub kelimesine karşılık Türkçe’de kullandığımız bir kavram. Savory Enstitüsü’nün bu bölgedeki otonom, özerk ve özgür kolu, temsilciliği diyebiliriz. Göze olmak için enstitü yılın belli zamanlarında başvuru topluyor, onları değerlendirip ‘aday göze’ yapıyor önce. 1 senelik adaylık sürecini başarıyla atlatan kurumlar, göze haline geliyor.




Sizce Türkiye’de bütüncül bir yöntem uygulanarak işlenen topraklar ve yönetilen hayvan sürülerinin sayısını arttırmak, bu yöntemi ülke geneline yaymak mümkün mü?


Mümkün. Çok kabaca tahminimiz, ülkenin topraklarının/meralarının gerçek potansiyellerinin sadece %10’u civarında üretim yaptığı yönünde. Bunu Bütüncül Yönetim’le arttırarak bir yandan su havzalarını güçlendirebilir, iklim değişikliğine karşı hem adaptasyon hem de mücadele edebilir, bir yandan ucuza ÇOK kaliteli gıda üretebiliriz. Yani çiftçinin de, tüketicinin de, ekosistemlerin de kaybettiği mevcut sistemden, hepsinin kazandığı bir sisteme geçmek son derece mümkün.





© 2020 by Anadolu Meraları

  • Facebook - Siyah Çember
  • Heyecan - Siyah Çember
  • Instagram - Siyah Çember
  • YouTube - Siyah Çember
  • LinkedIn - Siyah Çember