Merkezi ABD'de bulunan Uluslararası Savory Enstitüsü’nün ilk dönem gözelerinden (hub) biri olan Anadolu Meraları, 2014 yılından beri Uygulama Arazisi'nde bizzat yaptığı yenilikçi çalışmalar, verdiği eğitim ve danışmanlıklar, son olarak katıldığı projelerle kurmakta olduğu farklı altyapı sistemleriyle varoluşuna anlam katmaya çalışır.

 

Dünyanın farklı bölgelerinde bulunan diğer Savory gözeleriyle de çeşitli işbirlikleri kuran Anadolu Meraları, Türkiye'deki meralar, çiftlikler, aile işletmeleri ve bireylerle danışmanlık, eğitim ve proje çalışmalarını sürdürüyor.

Amacımız ve Hedefimiz

Anadolu Meraları, kısa, orta ve uzun vadeli amaçlarını, bu amaçlara yönelik kullanacağı araçları, çalışma alanlarını, genişleteceği kaynak tabanlarını ve kaldıraç noktalarını Bütüncül Yönetim'in karar alma çerçevesi olan “Bütün ve Bağlam” algoritmasıyla belirler ve sürekli günceller.

Türkiye başta olmak üzere  dünyada; “sürdürülebilir”in ötesinde ekolojik, ekonomik ve toplumsal olarak onarıcı tarımın hem anlayış olarak yerleşmesi, hem de somut olarak yaygınlaşmasına hizmet etmek,

Gıda üretim ve paylaşım sürecinin günümüzdeki anonim, kalitesiz, besleyicilikten uzak hatta zararlı, indirgemeci ve adaletsiz boyutlarını bir bütün olarak dönüştürmek; yenilikçi, özgün ve somut gıda ağlarına önderlik yapmak ve hizmet etmek,

Tarımı iklim değişikliği, toprak bozunumu ve ekosistem tahribatının en önemli  nedeni olmaktan çıkarıp, İklim Değişikliği'yle mücadele ve uyum, toprak yaratımı ve ekosistem onarımının en güçlü ve bereketli aracı haline getirmek,

Yeni-nesil, çok-boyutlu, etik ve “bütüncül” çiftçilerin toplumsal, ekonomik ve ekolojik dönüşüm sürecinin önemli bir aktörü olmaları için somut mekanizma ve modelleri oluşturup uygulamak,

Gıda, beslenme ve sağlık üçgeninde kamuoyunu en güncel tartışmalar, bulgular ve yeniliklerle desteklemek; gıdanın kaynağı ve yöntemi boyutunda bilgiye erişimi yeniden tesis ederek tüketiciden “türeticiye” geçiş sürecine destek olmak,

Gıdayı üretenleri yenilikçi, kanıtlanmış, düşük maliyetli, çiftçinin yaşam kalitesini ve kazancını arttıran, ve tarım arazilerini onarıcı yöntemlerle beslemek, desteklemek.

Başardıklarımız

  • 2014 yılında Savory Enstitüsü resmi gözesi olma,

  • 2014’ün ikinci çeyreğinde, Anadolu Meraları’nın uygulamalı eğitim arazisinde Bütüncül Yönetim ilkeleriyle ve Bütüncül Planlı Otlatmaya başlama,

  • 2014 yılında, Bütüncül Yönetim’in kurucusu Allan Savory’yi Türkiye’de ağırlama,

  • 2015’in ilk çeyreğinde orta/büyük ölçekli bir arazide Bütüncül Yönetim ve Bütüncül Planlı Otlatma uygulamalarına başlama,

  • 2015 yılında ilk tanıtım belgesel(ler)ini hazırlayıp sunma,

  • 2016’nın başı itibariyle Anadolu’da toplam 200 dekar alanda (Yakında çok daha fazla alanda) Bütüncül Yönetim ve Bütüncül Otlatma yapma,

  • 2016’nın başı itibariyle, Anadolu Meraları bünyesinde akredite olmuş 3 arazi yöneticisini istihdam etme,

  • 2016’nın başı itibariyle, 10 genç bireyin kırsalda yeni nesil Bütüncül çiftçi olmasına destek olma,

  • 2016 yılı itibariyle Toprak Mikrobiyolojisi konusunda ileri düzey eğitim düzenleme,

  • 2016 yılında, Uygulama Arazisi'nde çok-katmanlı tarım uygulamalarına başlama,

  • 2016 yılının ikinci yarısında, üreticiyle tüketiciyi “gıda ağları” içinde buluşturan özgün ve yenilikçi bir sistemi oluşturup uygulamaya sokma

Anadolu Meraları olarak çalışma ilkelerimize ve değerlerimize büyük önem veriyoruz.

Adalet ve Hakkaniyet: Ekip içinde tüm paylaşımlarda, paydaşlarımızla kurduğumuz ilişkilerde karşılıklı adalet terazisini ve “hakkın geçmemesini” temel ilke olarak kabul ediyoruz.


Topluluk-ilhamlı örgütlenme: Tüm farklılıklarımızı birer değer olarak görerek “bir” olmanın yarattığı gücün farkındayız. Bunun zaman ve karşılıklı emek isteyen bir süreç olduğunu biliyoruz. Eğitimler başta olmak üzere tüm etkinlikleri Türkiye'de Bütüncül Yönetim ve Onarıcı Tarım için simbiyotik bir topluluk oluşturmanın ilk adımları olarak değerlendiriyoruz.


Bütün-etik temelli yaklaşım: Etik meselesini bir bütün olarak görüyorız. Tüm karar ve stratejilerimizi güçlü bir etik süzgecinden geçirdikten sonra uygulamaya sokuyoruz.


Şeffaflık: Hem ekip içinde, hem de dışında kurduğumuz etkileşimlerin şeffaflık ve karşılıklı güven üzerine inşa edilmesini arzuluyoruz.


Hayalcilik ve Umut: Her şey, içinde bulunduğunuz an ve koşullardan bakıldığında imkansız görünenleri hayal etmemizle başlar. Yönlendirdiğimiz “bütün(ler)” için ütopyalarla dolu, umutlarımızın üzerinde yükselen hayallerimiz var. Hayal kurmaktan vazgeçmiyoruz.


Gerçekçilik ve Akılcılık: İdeallerimizin ve hayallerimizin hakkını vermenin tek yolu, onlara doğru giden zorlu yolları en etkin, en güçlü, en “umut aşılayabilecek” şekilde adımlamak. Hayallerimiz ne kadar büyük ve ütopikse; gerçeklere göre hareket etme, doğru ve etkin planlama yapma, eleştirel bir akılcılığın hakkını verme sorumluluğumuz da o kadar fazladır, diyoruz.


Çoğulculuk: Aynı doğa gibi, insanlar arasındaki tüm ilişkilerde de çoğulculuk ne kadar hakimse, çeşitlilik ne kadar yüksekse, o kadar bereketli ve sürdürülebilir birliktelikler kurabiliriz. Bunun farkındayız, bunu unutmuyoruz.
Özgürlük: Anadolu Meraları ekibi olarak da gözümüzden bile sakındığımız, üzerinde en çok titrediğimiz varlık, özgürlüklerimiz. Gerçek özgürlüğün ancak güçlü bir sorumluluk duygusu, farkındalık ve “teslimiyet”le mümkün olduğunu biliyoruz.


Katılımcılık: Doğru yönetişimle ve sağlam bir çerçeve içinde uygulanması halinde katılımcılığın ne kadar değerli yararlar sağladığını biliyoruz.


Açık Kaynak: Anadolu Meraları olarak küresel onarıcı tarım camiasının etkin bir üyesiyiz. Öğrendiklerimizi, deneyip yarattıklarımızı, iyileştirici katkılarımızı, kayıt altına aldıklarımızı elimizden geldiği ölçüde ve hakkaniyete de sadık kalarak, açık kaynak olarak kamuoyuyla paylaşmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz.


İyi iş, güven ve bel bağlanabilirlik: "İyi iş” yapmanın kural değil istisna olduğu bu çağda, “işi olabilecek en iyi şekilde yapmak, yoksa yapmamak” dışında bir seçeneği kabul etmiyoruz. Kamuoyunun ve paydaşlarımızın iyi niyetimize güvenini ve iş etiğimizi bel bağlanabilir bulmasını en değerli varlıklarımız olarak kabul ediyoruz.


Somut ve sorumlu örnekleme: Uygulama Arazimiz veya başka olanaklar dahilinde bizzat uygulamadığımız, pratikte nasıl yapılabileceği/maliyeti ve sonuçları hakkında öngörü sahibi olmadığımız yöntem ve araçları eğitimlerde veya diğer ortamlarda paylaşmıyoruz ve/veya ilgili verileri net biçimde sunarak paylaşıyoruz.


Dürüstlük ve Açık fikirlilik: Doğru bildiğimizi ve fikirlerimizi oldukları gibi paylaşmayı, diyalog ve iletişimlerimizde net ve açık ifadeler kullanmayı, kibar bireyler değil iyi insanlar olmayı, hata ve eksiklerimizi dürüstçe paylaşmayı, her fikir ve yaklaşımı açık bir zihinle dinlemeyi esas kabul ediyoruz.

Manifesto

Onarıcıyız. Toprak altı ve üstü canlılık ve bereketin güçlenmesi, doğal sistemlerin direncinin yükselmesi ve biyolojik çeşitliliğin artması için çalışıyoruz. Sürdürülebilirliği yeterli görmüyoruz, onun da ötesine geçerek ekosistemleri onarıp iyileştirmemiz gerektiğini görüyoruz.  Ekolojik, ekonomik ve toplumsal onarımı beraber ele alıyoruz.


İnsana güveniyoruz. İnsanın “doğası” gereği yıkıcı olduğunu kabul etmiyoruz. İnsanın yaptıklarını yapma yöntemlerinin en yıkıcı sonuçlara yol açabildiği gibi, doğru yönetim ve yöntemlerle onarımı da gerçekleştirebildiğini biliyoruz.


Sistematik, bağlam-temelli planlamalar ve uygulamalar gerçekleştiriyoruz. İnsanı da kapsayan “doğa”nın kaotik, karmaşık yapısını içselleştiriyor  ve dinamik bir “Bütüncül Yönetim” uyguluyoruz.


Bilimsel çalışıyoruz. Bütüncül bilimin bulgularını, yerel bilgeliği, deneyselliği, küresel yurttaş biliminin bilgi birikimini , harmanlayarak ve sorgulayarak kullanıyoruz. İndirgemeci bilimin çelişkilerini görüyor, genel-geçer formüller dayatan “teknoloji her şeyi çözer" (tekno-fiks) anlayışa mesafeli duruyoruz.


Meraklıyız. Farklı yöntemleri, kombinasyonları, “denenmemişleri” ve çeşitli araçların ve bilgilerin bir arada kullanılmasını içeren yenilikleri düşünmekten, tasarlamaktan, uygulamaktan  Kaçınmıyoruz. Bunların denenmesinin yarattığı bilgiyi gezegene katkı olarak görüyoruz. Hata ve başarısızlıkları, gerekli dersler çıkarıldığı sürece, başarılar kadar önemsiyoruz.


Hayalciyiz. Hayal kurmanın gücüne, önemine şahidiz.


Gerçekçiyiz. “Anlatılan” ve “inanılan” gerçekliklerin ötesindeki hakikatlere, hayallerin ve gerçekçiliğin ortaklığıyla ulaşılabileceğini biliyoruz. Hayalciliği yelken, gerçekçiliği geminin omurgası olarak görüyoruz.


Pastoral değil, somut konuşuyoruz. İnsanların bilgiye erişimini önemsiyor ve soyut kavramlarla bezeli söylemler yerine net, anlaşılır, somut verileri paylaşmayı görev biliyoruz. Bu somut bilgilerden soyut hayaller kurma özgürlüğünü, bilgiye erişenlere bırakmamız gerektiğini düşünüyoruz.


İlkelerimiz var. Bu ilkelerin ve dünya görüşümüzün mevcut etik anlayışlarıyla ne kadar bağdaştığından ziyade, Anadolu Meraları ekibinin gece yastığa/kütüğe başlarını ne kadar rahat koydurttuğuyla ilgileniyoruz. Çözemediğimiz ilkesel tutarsızlıklarımız (varsa), bunların tutarsızlık olduğunu kabul ediyoruz.


Oyunbozanız. Fikrimizi ve doğru bildiğimizi, bize en yakın olan veya görünenleri “şaşırtsa” bile paylaşmayı etik bir görev olarak görüyoruz. Yaşamı yeniden kurmanın yolunun, kavramları yeniden tanımlamaktan geçtiğini biliyoruz.


Niyetliyiz. Farklı olmak ve farklı şeyler yapmanın zorluklarını biliyoruz, yaşıyoruz. Zaman, para, işgücü ve yorgunluk baskıları altında “alışılageldik-dışı” işlere öncülük etme gayretimizi, yürümeye devam edebilmemizi sağlayan güç olarak görüyoruz. Bir de sizler: Anadolu Meraları'na inanan, güvenen, destek olmak için can atan, paylaşan, takip edenler... En büyük şükranımız sizlere.

 

© 2020 by Anadolu Meraları

  • Facebook - Siyah Çember
  • Heyecan - Siyah Çember
  • Instagram - Siyah Çember
  • YouTube - Siyah Çember
  • LinkedIn - Siyah Çember